Şanlıurfa’nın Sayburç köyünde, ev ve bahçe duvarlarının yapımında kullanılan taşların yaklaşık 11 bin yıllık Neolitik döneme ait olduğunun anlaşılmasıyla başlayan kazılarda, insanlık tarihinin en eski anlatı sahnelerinden biri ortaya çıkarıldı. Bir yapının içindeki 3,7 metre uzunluğundaki taş sekiye işlenen kabartmalarda, iki leoparın arasında duran bir erkek ile bir boğa ve başka bir erkek figürü yer aldı.
Toros Dağları’nın eteklerinde bulunan Sayburç’ta, köylülerin duvar örmek için kullandığı taşlar 2020 yılında uzmanların dikkatini çekti. Şanlıurfa Müzesi uzmanlarının incelemelerinin ardından bölgede 2021 yılında resmi kazı çalışmaları başlatıldı. Kazılarda T biçimli dikili taşların yanı sıra konutlar ve ortak kullanım alanları da gün yüzüne çıkarıldı.
CNN’in haberine göre, 2026 yılı itibarıyla yerleşimde konutlar ve ortak kullanım alanlarından oluşan yaklaşık 70 Neolitik yapı ortaya çıkarıldı. Buluntular, yaklaşık 11 bin yıl önce bölgede yaşayan toplulukların mimarisi, gündelik yaşamı ve sembolik anlatımları hakkında bilgi veriyor.
Sayburç’taki en dikkat çekici buluntulardan biri, kamusal yapılardan birinin içindeki dairesel bölümde bulunan yaklaşık 3,7 metre uzunluğundaki taş seki oldu. Sekinin ön yüzüne beş figür işlendi.
Kabartmanın bir tarafında, boynuzlarını çömelmiş durumdaki bir erkeğe yönelten boğa figürü bulunuyor. Yukarıdan görülüyormuş gibi tasvir edilen erkek figürü, bir elini kaldırırken diğer elinde ne olduğu belirlenemeyen bir nesne tutuyor.
Sahnenin diğer tarafında ise iri gözleri ve kalın dudaklarıyla öne çıkan bir erkek figürü yer alıyor. İki yanında dişlerini gösteren iki leoparın bulunduğu figür, sakin bir duruşla betimlenmiş.
İstanbul Üniversitesi arkeoloğu ve kazı başkanı Eylem Özdoğan’ın Antiquity dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, kabartma bilinen en eski anlatı içerikli taş sahnelerinden biri olma özelliğini taşıyor. Özdoğan, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi merkezlerde figürler çoğunlukla bağımsız tasvir edilirken Sayburç’ta figürlerin birbiriyle bağlantılı bir sahne oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Kabartmaların tam olarak ne anlattığı ise henüz bilinmiyor. Araştırmacılar, figürlerin bir araya gelişinin dönemin toplulukları açısından anlam taşıyan bir anlatıya veya ritüele işaret edebileceğini değerlendiriyor.
Sayburç’taki kazılarda dönemin günlük yaşamına ilişkin bulgular da ortaya çıkarıldı. Taş tekneler, öğütme aletleri, yontma taş aletler, hayvan kemikleri ve konut kalıntıları, bölgede yaşayan avcı-toplayıcı toplulukların beslenme alışkanlıkları ve gündelik faaliyetleri hakkında fikir veriyor.
Öğütme aletleri, toplulukların tahıl işlediğine işaret ederken bazı buluntuların olası bira üretimiyle ilişkili olabileceği de değerlendiriliyor. Bu bulgular, tarımın yaygınlaşmasından önceki dönemde insanların besinleri işleme ve ortak yaşam alanlarını kullanma biçimlerinin anlaşılmasına katkı sağlıyor.
Göbeklitepe ve Karahantepe ile aynı tarihsel döneme tarihlenen Sayburç, Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik alanlar arasında yer alıyor.
Sayburç’un arkeolojik mirasının korunması ve ziyaretçilere tanıtılması amacıyla alanın açık hava müzesine dönüştürülmesi için de çalışmalar yürütülüyor.
( ALINTI edition.cnn.com/science/turkey-archaeology-sayburc-taurus-mo… )